MOSKOVA-TAHRAN HATTINDA ZİYARET ANLAŞMAZLIĞI

12 Ağustos 2013 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İran’ı ziyaret etmesi bekleniyordu. Ancak Rus yetkililere göre, bu ziyaret iptal edilmiştir. Ziyaretin iptalinin sebebi ise iki ülke yetkililerinin ziyaretin içeriği, daha doğrusu görüşmenin yapılacağı yer konusunda anlaşamamalarıdır. Vladimir Putin, İran’ı Hazar ülkeleri turnesi çerçevesinde ziyaret etmeyi ve İran’ın yeni cumhurbaşkanı ile gerek ikili münasebetleri gerekse de bölgesel gelişmeleri görüşmeyi planlamıştı. Kremlin’in planlarına göre Vladimir Putin, Hazar turnesi çerçevesinde Bakü’yü ziyaret ettikten sonra deniz yoluyla Bender Enzeli (eski adı: Bender Pehlevi) limanına uğrayacaktı. Ancak Moskova’nın hesapları, Tahran’ınkiyle uymamış olmalı ki, İran yetkilileri, Putin’i Tahran’da ağırlamak istemektedirler. Tarafların kendi tutumlarında ısrarlı olmaları, ziyaretin iptaline yol açmıştır. Aslında bu ziyaret ikili münasebetler açısından büyük önem arz etmektedir. Zira Rusya-İran münasebetleri, Rusya’nın S-300 füzelerini İran’a teslimatını iptal etmesi yüzünden olumsuz etkilenmişti. Bilindiği gibi 2007 yılında, taraflar S-300 füzelerinin satışı konusunda anlaşmaya varmışlardır. Ancak Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a silah satışı ile ilgili alınan ambargo kararı ve Batı baskısı sonucunda Haziran 2009’da 800 milyon dolar değerindeki beş adet S-300 füze-radar sisteminin teslimatını iptal etmiştir. Bunun üzerine Nisan 2011’de İran, konuyu Cenevre’deki Tahkim Mahkemesi’ne götürmüş ve Rusya’nın kendisine 4 milyar dolar tazminat ödemesini talep etmiştir. İranlı yetkililere göre S-300 füzeleri, savunma teknolojilerine dâhil olmakta, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a silah satışı ile ilgili alınan ambargo kararı ise savunma teknolojileri için geçerli değildir. Bu görüşü aslında bazı Rus yetkililerle uzmanlar da kabul etmekte ve S-300 füzeleri ile diğer askerî teknolojileri İran’a teslim etmekten vazgeçen dönemin Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’i eleştirmektedirler. Bazı Rus yetkililer ve uzmanlar yeniden devlet başkanlığı koltuğuna oturan Vladimir Putin’in BM’nin ambargo kararının savunma niteliğindeki Rus askerî teknolojilerini kapsamadığını ileri süren uzmanların görüşüne katıldığını ve İran’a silah satışını yeniden başlatılabileceği düşüncesindedirler. Bu görüşler şüphesiz İran’ı da ümitlendirmiş ve İranlı yetkililer Rusya kabul ettiği takdirde S-300 yerine Antey-2500 hava savunma sistemlerini alabileceklerini dile getirmişlerdir. Rusların Türkiye’ye de satmak istedikleri bu teknolojinin satışı yakında gerçekten de gerçekleşebilir. Zira Antey-2500’ler, BM’nin ambargo listesinin dışında kalmaktadır. Vladimir Putin’in ziyareti gerçekleşseydi şüphesiz konu, gündemin ilk maddesini oluşturacaktı. Bu alandaki işbirliğinin de her iki ülkenin de çıkarına olduğunu söylemek gerekmektedir. Zira İran, askerî teknolojilere ihtiyaç duymakta, Orta Doğu’da konumunu kaybeden Rusya ise İran ile münasebetlerini iyi tutmak istemekte ve silah pazarındaki bu müşterisini tamamen kaybetmek istememektedir. Vladimir Putin ile görüşme şüphesiz yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhanî için prestij kazandırabilecek bir gelişme olabilirdi. Belki de İran yetkilileri bundan dolayı görüşmenin Tahran’da yapılması konusunda ısrarlıdırlar. Moskova ise tam tersine bu ziyaretin çok dillendirilmesini istememişçesine Hazar turnesi çerçevesinde gerçekleşmesini istemektedir. Zira Tahran ziyareti, uluslararası kamuoyu tarafından İran’a verilen bir destek olarak algılanabilirdi. Diğer taraftan 4 Ağustos’taki Cumhurbaşkanlığı yemin töreninde Rusya’yı Rusya Federasyonu Duma Parlamento Başkanı Sergey Narışkin temsil edecektir. Moskova’daki İran Büyükelçisi Mahmud Rıza Sacadî de Rus yetkililerin açıklamalarını doğrulamış ve iki liderin Eylül ayında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’de gerçekleşecek Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sırasında ikili görüşme yapacaklarını bildirmiştir. Bu ziyaret sırasında S-300’lerin kaderinin yanı sıra Rusların İran’da yeni nükleer santrallerin inşaatı konusu dahi gündeme gelebilir. Her ne kadar Rusların Büşer macerası çok uzun sürse ve zaman zaman taraflar arasında gerginliklerin yaşanmasına neden olsa da Moskova, elde edeceği ekonomik kâra bakmaktadır. Ülkelerinde birkaç nükleer santral inşasını isteyen İranlı yetkililerin ise Moskova’dan başka fazla seçeneği yoktur. Dolayısıyla İran, en azından şimdiki istikrarını koruduğu takdirde enerji alanı da Rusya-İran arasında işbirliği alanlarından birini teşkil edebilecektir. Rusya ile İran’ın Suriye konusunda “aynı tarafta” olmaları gerek siyasi diyaloğu gerekse de askerî ve enerji alanlardaki işbirliğini de şüphesiz olumlu etkileyebilecektir. Orta Doğu’daki kalesini kaybetmek istemeyen Moskova ile Suriye’den sonra sıranın kendisine gelebileceğini düşünen Tahran, Esad rejimini desteklemekte, en azından dış müdahaleyle gitmesine karşı çıkmaktadırlar. Eylül ayındaki görüşmelerde tarafların gündeme getirecekleri konulardan birinin, başta Suriye olmak üzere Orta Doğu’daki gelişmeler olduğunu tahmin edebiliriz. İşin ilginç tarafı, genel olarak İran, Rus liderlerinin sıkça uğradıkları bir yer değildir. 1943 yılında Stalin’in İran’ı ziyaretinden sonra Rus liderinin İran ziyareti 2007’ye denk gelmektedir. O tarihte “devlet başkanlığı”na ara vermeden önce Vladimir Putin İran’ı ziyaret etmiş ve İran yetkilileriyle Büşer’deki nükleer santralin inşaatı ve askerî alandaki işbirliği konularını görüşmüştü. Dolayısıyla Putin, Stalin’den sonra İran’ı ziyaret eden ikinci Rus lider olmuştu. Bu ziyaret gerçekleşseydi, Putin daha da fazlasını başarmış olacaktı. Bununla birlikte diplomatik münasebetlerdeki kıtlığa rağmen Rusya-İran münasebetleri çok da kötü seviyede değildir.