Güncel Yazılar > Mısır’daki Olaylara Rusya’nın Yaklaşımı

Orta Doğu bölgesi, SSCB’nin etkili olduğu ve Kremlin’in bölgeye çeşitli alanlarda önemli yatırımlarda bulunduğu coğrafyalardan biriydi. SSCB’nin yıkılışından sonra ana mirasçısı olan Rusya Federasyonu, siyasi ve iktisadî buhran yaşadığından SSCB’nin Orta Doğu’daki varlığını devam ettirememişti. Moskova’nın bölgeye tekrar dönüşü, uzun süre almıştı. Rusya’nın bölgeye yönelik ekonomik yatırımları, daha SSCB döneminden kalan bölge ülkelerinin borçlarını silmesi, enerji ve askerî alanlarda ortaya attığı projeler, özellikle Batı baskısıyla karşı karşıya kalan rejimlere destek vermesi vs., Kremlin’in bölgede eski gücüne ulaşma konusunda önemli katkıda bulunsa da Orta Doğu’da yaşanan Arap Baharı, Rusya’nın bölgedeki her geçen gün artan varlığına zarar vermiştir. Kremlin, mevcut iktidarları desteklediğinden (Rus yetkililere göre dışarıdan yapılan askerî müdahalelere karşı çıktığından) dolayı yeni iktidarlar, Rusya ile olan münasebetleri gözden geçirmişlerdir. Bu bağlamda nadir istisnalardan birini Mısır teşkil etmektedir.
 
Mısır, Arap Baharı’nın gerçekleştiği ve Rusya ile arasının bozulmadığı nadir ülkelerden biridir. Bunun sebebi de şüphesiz Rusya’nın başlangıçta Orta Doğu’daki gelişmelere ve iktidar değişikliklerine sessiz kalmasıdır. Nitekim, Mısır’daki iktidar değişiminden hemen sonra karşılıklı ziyaretler gerçekleşmiş, Nisan 2013’te ise artık devrik lider olan Muhammed Mursî, Rusya’yı ziyaret etmişti. İmkânları dâhilinde çok yönlü dış politika izlemeye çalışan Mursî’nin Rusya ziyaretinin gündemini Rusya ile özellikle ekonomi alanında işbirliği oluşturmuştu. Devrik Mısır lideri, Rusya’nın dört nükleer santralin inşaatını üstlenmesini,  uranyum, petrol ve gaz arama çıkartmalarına katılmasını, Sovyetlerin Mısır’da inşa ettiği sanayi müesseselerinin yenilemesini, Mısır’a tahıl ihracatını arttırmasını istemişti. Bundan başka Mursî, Rusya’dan kredi talebinde bulunmuş, taraflar, askerî alanda işbirliğini arttırmayı, Mısır’ın Rusya’dan yeni askerî teknolojiler ihraç edebileceği konularını görüşmüşlerdi. Diğer bir deyişle Mısır’da darbe gerçekleşmemiş olsaydı, kısa ve orta vadede Rusya ile münasebetler SSCB dönemini aratmayacak seviyeye çıkma potansiyeline sahipti. Ancak iktidar değişimi de yeniden gelişmeye başlayan Rusya-Mısır münasebetlerinin değişeceği anlamına gelmemektedir. Rusya’nın son olaylarla ilgili “sessiz kalma”yı öngören tutumunun birinci nedenini de gelişmeye başlayan münasebetlerin bozulmamasını istemesi şeklinde özetleyebiliriz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Moskova, birçok kez mevcut iktidarları destekleyerek iktidar değiştiğinde zarara uğramıştı. Ve öyle anlaşılıyor ki Kremlin, aynı hatayı bir kez daha yapmak istememektedir. Bundan dolayıdır ki Rus yetkililer, ülkenin iç savaşa sürüklenmemesi gerektiğini dile getirmekle yetinmekte, tarafların hiçbirine açık destekte bulunmamaktadırlar. Moskova’nın sessizliğinin ikinci nedeni ise Mısır konusunda ve Mısır’da herhangi bir güce ya da baskı aracına sahip olmamasıdır. Dolayısıyla Rusya, birçok sorundan farklı olarak Mısır meselesinde arabulucu rolü oynayacak durumda bile değildir.

Diğer taraftan bilindiği gibi Mısır’daki olaylar, petrol fiyatlarının artışına neden olmuştur ki, bu husus, ekonomisi petrol ve doğalgaza dayalı Rusya’nın işine yaramaktadır. Nitekim Rus Ural petrolünün fiyatı da son beş ayda en yüksek seviyeye ulaşmış ve varil fiyatı 110 Dolara ulaşmıştır. Mısır ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık genel olarak enerji alanındaki hâkimiyetini pekiştirmektedir. Çünkü Avrupa ülkeleri, enerji alanında Rusya’ya arayış içerisinde bulunurken ümidi Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerine bağlamaktadırlar. Bunun önemli örneklerinden birini de Nabucco projesi oluşturmaktadır. Ancak Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Nabucco ve benzeri projelerin başarısız olmalarının nedenlerinden biridir. Dolayısıyla Avrupa ülkeleri, Rusya’ya olan bağımlılıktan kurtulmak istiyorlarsa İran meselesi de dâhil olmak üzere Orta Doğu’daki sorunları çözüme kavuşturmalıdırlar.
Netice itibarıyla Rus resmî yetkilileri, Mısır’da taraflara barış çağırısında bulunuyor, iç savaşa sürüklemenin sakıncalarından bahsediyorlar. Kremlin, Mısır’da siyasi, ekonomi ve askerî güce sahip olmadığından Suriye meselesinden farklı olarak gelişmeleri etkileyecek güçte değildir.  Suriye meselesinde bütün Arap dünyasını karşısına alan Kremlin, bir taraftan Mısır’da doğrudan bir çıkarı olmadığından daha temkinli açıklamalar yapıyor, diğer taraftan Mısır’daki olayların da etkisiyle artan petrol fiyatlarından memnuniyet duyuyor olmalıdır.