Güncel Yazılar > Rusya-ABD Anlaşmasını Nasıl Yorumlamalıyız?

İsviçre’nin Cenevre şehrinde Rusya ve ABD Dışişleri Bakanları Sergey Lavrov ve John Kerry arasında üç gün süren görüşmeler neticesinde taraflar, anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Buna göre Suriyeli yetkililer, bir hafta içerisinde sahip oldukları kimyasal silahların listesini sunacak, 2014 yılının ilk yarısında da bu silahlar Suriye’nin elinden alınacak ve yok edilecektir. Taraflar (Rusya ve ABD), Suriye’nin anlaşmaya uymaması durumunda BM Tüzüğü’nün 7 maddesinin uygulanabileceği konusunda da mutabık kalmışlardır ki, bu madde, “barışı sağlamak” amacıyla askerî operasyon düzenleme hakkı tanımaktadır. Varılan bu anlaşmanın, Esad rejimi tarafından kabul edildiğini de burada belirtmekte fayda vardır. Bunun aksi zaten düşünülemezdi. Zira Moskova, Suriye rejimi ile ön anlaşmaya varmadan kendi prestijini ve konumunu tehlikeye sokacak bir anlaşmaya imza atmazdı.

Taraflar arasında varılan anlaşma ve Suriye yetkililerinden gelen olumlu geri dönüş şüphesiz hem Rusya’nın bir başarısı hem de Moskova’nın, hatta bütün tarafların (Türkiye ve Suriye muhalifleri hariç) çıkarına uygun bir gelişme olarak değerlendirilebilir. En başta Rusya, bölgedeki konumunu korumuş olacaktır. Suriye’nin Rusya’nın Orta Doğu’daki en önemli kalelerinden biri olduğundan bu anlaşma, Moskova açısından küçümsenmeyecek bir gelişmedir. Kaldı ki Rusya’nın Suriye’yi ve Esad rejimini son anda dış müdahaleden kurtarması da şüphesiz karşılıksız kalmayacaktır. Rusya’nın ikmal gücü olarak kullandığı Tartus limanının, gerçek bir Rus askerî deniz üssüne dönüşmesi bu bağlamda sürpriz olmayacaktır.

Rus Dışişleri’nin bu “başarısı” gerek bölgede gerekse de genel olarak uluslararası arenada Kremlin’in prestijini ve etkisini arttıracaktır. Şimdiden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhanî, ŞİÖ Zirvesi sırasında Vladimir Putin’den İran’ın nükleer meselesinde de aktif arabulucu rol üstlenmesini istemiştir. Rusya’nın etrafında çözüm bekleyen birçok sorun (Dağlık Karabağ, Hazar’ın statüsü vs) olduğundan bu tür başvuruların artması, şaşırtıcı olmayacaktır. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun da varılan anlaşmadan çok umutlu olduğunu belirtmiştir. Söz konusu anlaşma, Ban Ki-Mun’a yöneltilen eleştirileri ve BM’nin varlığı ile ilgili tartışmaları da azaltabilir.

Diğer taraftan bu anlaşma, yaklaşık üç yıldır devam eden Suriye’deki iç savaşı da sona erdirme potansiyeline sahiptir. Yine Suriye konusu gibi, tarafların çok farklı görüşlere sahip oldukları bir konuda anlaşmaya varmaları, Rusya-ABD münasebetlerinin gelişimini olumlu etkileyecek ve belki de diğer sorunlara yönelik de Rusya-ABD işbirliğini arttıracaktır. Vladimir Putin, The New York Times’a yazdığı yazısında da bu hususa değinmektedir. Söz konusu inisiyatifin Rusya’dan geldiği düşünülürse Rusya’nın başla bir konuda tavizde bulunduğu ihtimali de mevcuttur.

Anlaşma neredeyse bütün dünyada olumlu karşılanmasına rağmen anlaşmayı hayata geçirmek çok da kolay olmayabilir. Nitekim Suriye muhaliflerinin bir kısmı, bu anlaşmayı olumsuz karşılamıştır. Bununla birlikte Suriye’nin kimyasal silahlarını teslim süreci başarıyla tamamlandığında genel olarak Suriye sorununun da diplomatik yollarla çözülme ihtimali artacaktır ki ABD’nin de şimdilik barıştan yana olduğu söylenebilir. Diğer bir deyişle söz konusu anlaşma, Barack Obama’nın prestijini de kurtarmıştır. Zira Suriye’ye askerî operasyon gerçekleştirme planı, Amerikan halkınca onaylanmamış ve Kongre ile bir takım sorunlar yaşama tehlikesi belirmişti. Amerikan halkının meseleye yaklaşımı gelince Amerikalılar özellikle en başta ABD’nin uzun yıllarca yurtdışında savaş yürütmesinden ve Suriye muhalifleri içerisinde Vladimir Putin’in de belirttiği gibi ABD Hükümeti’nin terör listesine dâhil ettiği grupların yer almasından rahatsız olmaktadırlar.

Netice itibarıyla hayata geçirilip geçirilemeyeceği ve genel olarak Suriye sorununun tamamen çözülmesine katkıda bulunup bulunamayacağını şimdiden kestirmenin zor olduğu bu anlaşma yine de herkesi rahatlatmış durumdadır. Suriye, şimdilik dış müdahaleden kurtulurken, Rus kamuoyu ülkelerinin uluslararası arenada arttırdığı etkiyi ve başarıyı kutlamaktadır. BM ve Ban Ki-Mun da rahat nefes almış olmalıdırlar. Zira, Rusya ve Çin’in vetosuna rağmen Suriye’ye gerçekleştirilecek askerî operasyon, bir kez daha BM’nin var olma sebebinin sorgulanmasına neden olacaktı. Geçen haftalarda Suriye’ye askerî müdahale yapma planları yapan Obama bile, iç kamuoyundaki tepkiler dolayısıyla anlaşma kararının alınmasından memnun kalmış olmalıdır.