30 Temmuz - 1 Ağustos 2026 tarihinde Orta Asya cumhuriyetleri liderleri ile Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Kırgızistan’ın Çolpon-Ata şehrinde bir araya geldi. Daha önce de Orta Asya’nın Türk cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan) ile Tacikistan liderleri “C 5” formatında toplanıyor ve bölgenin önemli sorunlarını görüşüyorlardı. Son zirveye Azerbaycan devlet başkanının da katılımıyla format “C 5+1”e dönüşmüş oldu.
Orta Asya’nın stratejik dönüşümü
Ukrayna ve İran’daki gelişmeler, Türk ve uluslararası kamuoyunun bu zirveyi görmezden gelmesine neden olsa ve buluşmanın kendisi de daha çok gayriresmî zirve olarak nitelendirilse de Kırgızistan’daki toplantı, bölge ülkelerinin oluşmakta olan yeni bir dünya düzeninde kendi yerlerini arama çabası olarak yorumlamak mümkün. Diğer bir deyişle Orta Asya cumhuriyetleri, süper ve bölgesel güçlerin mücadele verdikleri bir bölge olmaktan çıkıp satranç tahtındaki bağımsız bir oyuncu olmaya çalışmaktadırlar. Böyle bir konumu ayrı ayrı hiçbirinin elde etmesi mümkün değilken, uluslararası arenada bir bütün olarak temsil edilmesi (ve bu süreçte yanlarına Azerbaycan’ı da almaları) kendilerine böyle bir şans tanıyacaktır. Bunu başarmak için ise bir taraftan aralarında çözüm bekleyen sorunları tamamen ortadan kaldırmak, kendi aralarındaki iş birliğini ve entegrasyonu arttırmak ve uluslararası arenadaki gelişmelere karşı ortak bir tutum sergilemek gerekmektedir.
Tarihî İpek Yolu’nda ortak vize uygulaması
Taraflar en başta coğrafî bir bütünlük arz ettiklerini göstermek için Orta Asya’da seyahat edecek tüm yabancılar için ortak vize uygulaması projesini görüştüler. Kırgızistan Devlet Başkanı Sadır Japarov’un bu teklifi, Kazakistan ve Özbekistan liderleri tarafından da olumlu karşılandı. Diğer cumhuriyetlerin de kabul ettiği takdirde cumhuriyetlerden birine gelen yabancı bir turist, Türkistan’ın diğer ülkelerini de serbest bir şekilde gezebilecektir. Tarihî İpek Yolu üzerindeki şehirler, doğal zenginlikler, göçebe kültürü birlikte değerlendirilip bölgenin kültürel potansiyelinden daha fazla yararlanılabilir. Afganistanla komşu olan Tacikistan ile tarafsızlık politikasını sürdüren Türkmenistan’ın şimdilik bu uygulamaya katılıp katılmayacağı belli olmasa da Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan bu projeyi hayata geçirme konusunda kararlıdırlar. Aslında diğer ülkelerin de katılımı, adı geçen üç ülkenin turizm potansiyelinden yararlanması anlamına da gelecektir. Bu konu, aynı zamanda cumhuriyetlerin ortak söylemden ortak iş birliğine geçişe ne kadar hazır olduklarının gösterilmesi açısından da önemlidir.
TransHazar Koridorunda Türk cumhuriyetlerinin rolü
Azerbaycan’ın da Orta Asya cumhuriyetleri arasındaki bu oluşuma katılımı şüphesiz birlikteliğe ivme kazandıracaktır. Azerbaycan, bunu kendisinin Türkistan’da artan etkisi olarak değerlendirirken Türkistan cumhuriyetleri için Azerbaycan’ın da eklenmesi, yeni fırsatlar yaratacaktır. Nitekim Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile Tacikistan son yıllarda iş birliklerini arttırsalar da aralarındaki ticaret hacmi yine de düşük kalmaktadır. Azerbaycan’ın katılımıyla da taraflar TransHazar (Çin-Orta Asya-Kafkasya-Avrupa) ulaşım koridorunu geliştirmeyi ve adı geçen bölgeler arasında lojistik ağları ile enerji alanındaki iş birliğini arttırmayı hedeflemektedirler. Bu da şüphesiz aralarındaki ticaret hacminin artması anlamına da gelmektedir. Diğer taraftan TransHazar koridoru da Kafkasya ile Orta Asya’daki enerji kaynakları da ayrıca hem Çin’in hem de AB ülkelerinin üzerinde durduğu konulardır. Yine bu süreçte Hazar’daki limanların yenilenmesi, demiryolları ağlarının geliştirilmesi gibi konular görüşülmektedir. Böylece adı geçen cumhuriyetler, Orta Asya ile Kafkasya’yı lojistik, ulaşım, enerji, turizm ve diğer konularda tek bir bölgesel blok olarak değerlendirmek istemektedirler.
Bölgenin birçok açıdan büyük potansiyele sahip olduğu da hatırlatılmalıdır. Bağımsızlık sonrasında bölgenin nüfusu yaklaşık yüzde 50 artarken, cumhuriyetler petrol, doğalgaz, uranyum, altın gibi enerji kaynakları ile yer altı zenginliklere sahip. Enerji ve ulaşım koridorları açısından elverişli coğrafî konumları ise bölge ülkelerinin önemini daha da arttırmaktadır. Yine başta pamuk ve sebze-meyve üretimi konusunda da bölge büyük potansiyele sahiptir. Dolayısıyla TransHazar koridorunda Orta Asya ve Kafkasya cumhuriyetleri, yalnızca transit rolü oynamayacak, uluslararası ticarette önemli bir paya da sahip olacaklar.
Çin ve Rusya’ya bağlılığı azaltacak birliktelik
Bölge cumhuriyetlerinin bu yeni girişimini aslında dış politikalarında Çin ve Rusya gibi ülkelere alternatif yaratma girişimi olarak da değerlendirmek yanlış olmayacak. Diğer bir deyişle Türk cumhuriyetleri bir taraftan kendi aralarında daha da yakınlaşmakta, diğer taraftan önemli küresel ve bölgesel güçlere karşı ortak bir yol haritası üzerinde de çalışmaktadırlar. Bununla birlikte taraflar bu birlikteliğin siyasi ve askerî olmadığını, ekonomi ve alt yapı temelli gelişeceğinin de altını çizmeyi unutmamaktadırlar. Yine bu birlikteliğin gelişiminde şüphesiz TDT (Türk Devletleri Teşkilatı) çerçevesinde son yıllarda gelişen iş birliğinin de önemli katkısının olduğu söylenebilir. TDT’daki birliktelikten farkı ise bu format çerçevesinde daha çok ticaret ve ulaşım konularında birlikteliğin arttırılması amaçlanmakta ve taraflara herhangi bir hukukî sorumluluk yüklenmemektedir. Diğer bir deyişle bölge ülkeleri yeni bir örgüt kurmamakta, her sene bir araya gelerek farklı gündemleri görüşüp iş birliğini arttırmak için çaba sarf etmeye çalışmaktadırlar. Nitekim bu zirve sırasında da gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, karşılıklı ticarette vergilerin azaltılması, ulaşım ve alt yapı çalışmalarının hızlandırılması gibi konuların görüşülmesi bu bağlamda önemlidir. Bu husus uzun vadede bölgeyi yatırım açısından da daha cazibeli hale getirecektir. Yine bu birliktelik özellikle ekonomik olarak daha zayıf olan Kırgızistan ile Tacikistan için daha büyük önem arz etmektedir.
“C5+1” formatın sürdürülmesi, bölge ülkeleri arasında gittikçe azalan, ancak tamamen hâlâ çözülemeyen sorunların ortadan kaldırılmasını da sağlayacaktır. Bu sorunların başında Kırgızistan-Tacikistan örneğinde olduğu gibi sınır sorunu, su kaynaklarının adil paylaşılması ve hidroelektrik istasyonlarının inşa meselesi, terör ve uyuşturucu trafiği ile mücadele gibi konular gelmektedir. Söz konusu sorunların çözülmesi, komşu devletlerin müdahalesi ve onlara bağlılığı azaltacağı gibi bölgeyi yatırım açısından da daha cazibeli hâle getirecektir. Yine her ne kadar gayriresmî bir formatta düzenlenen zirvelerde siyasi meselelere pek yer verilmese de bölge ülkelerinin şüphesiz uluslararası alandaki gelişmeler karşısında ortak tutum sergilemeleri de önemlidir. Bu bağlamda en önemli örneklerden birini bölge cumhuriyetlerinin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ile ilgili hassas yaklaşımları oluşturmaktadır ki İlham Aliyev zirve sırasında bütün liderlere teşekkür etmiştir.
Netice itibarıyla Orta Asya cumhuriyetleri ile Azerbaycan farklı bölgesel örgütler ve ikili münasebetler çerçevesinde aralarında iş birliğini geliştirseler de yalnızca kendilerinin katıldığı gayriresmî bir oluşumun olması da adı geçen cumhuriyetlerin geleceği ve konumları açısından çok önemlidir. Güçlü ve sorunlardan arınmış Orta Asya ve Azerbaycan’ın birlikteliği şüphesiz TDT çerçevesinde geliştirilen iş birliğine de olumlu katkı sağlayacaktır.