Rusya-Ukrayna Savaşı beşinci yılını doldurmaya yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump’ın 9 Ekim’de Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara binlerce ton dizel yakıt tedarik etmesi konusunda mutabakata varıldığını, iki gün sonra da Rusya ile Ukrayna arasında enerji ateşkesi kararının alındığını duyurması, bir kez daha savaşın enerji boyutunu gündeme getirdi. Amerikan başkanının duyurduğu anlaşmaların hayata geçirilmesi, ilgili ülkelerin yanı sıra birçok ülkenin işine yarayacağı gibi iki Slav ülkesi arasında çok yönlü ateşkesin sağlanması açısından da ümit verici gelişmeler olarak değerlendirilebilir.
Ukrayna savaşının enerji boyutu
Enerji konusu aslında savaştan çok önce Rusya ile Ukrayna arasında da Rusya ile AB arasında da özellikle kış aylarının yaklaşmasıyla tartışmalara neden oluyordu. Ukrayna’nın Rusya’dan aldığı doğalgaz ücretini ödemeye zorlanması, Moskova’nın bunun karşılığında Ukrayna’ya gönderdiği gazı kesmesi, Ukrayna’nın ise gaz ihtiyacını AB’ne giden transit gazdan karşılamaya çalışması, uzun yıllar boyunca Rusya-Ukrayna-AB hattında anlaşmazlıklara neden oluyordu. Tüm bunlara ilaveten ABD’nin AB ülkelerinin Rusya’ya bağlılıklarını azaltma konusunda baskı yapması, sorunu daha da karmaşık hale getiriyordu.
Her ne kadar AB ülkelerinin Rusya’dan enerji ithalatı minimum seviyeye inse ve Kremlin de boru hatlarının güzergâhlarını kısa sürede değiştirmeyi başarsa da Rusya-Ukrayna sınırındaki çatışmalar hâlâ bölgede ve tüm dünyadaki enerji piyasasını etkilemeye devam ediyor. Bunun birinci sebebi, Rusya’nın uluslararası enerji piyasasındaki payının hâlâ yüksek olması, diğeri ise başta İran olmak üzere enerji kaynaklarına sahip olan ve özellikle AB’nin büyük umutlar bağladığı Orta Doğu’da istikrarın bir türlü sağlanamamasıdır. Neticede her ne kadar savaşın başlamasıyla ABD’nin uzun yıllardır istediği AB’nin Rusya’ya bağlılığı büyük ölçüde azalsa ve AB, ABD’den sıkıştırılmış gaz ithalatına başlasa da enerji sorunu yeni boyutlarla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Ukrayna’nın Rusya’nın enerji tesislerine saldırılar düzenlemesi ise Rusya’nın kendisinin ve benzin ile akaryakıt konusunda Rusya’ya bağlı ülkelerin de son aylarda sorun yaşamasına neden oldu. Tüm bunlar doğal olarak dünyada benzin ve dolayısıyla da genel fiyat artışını beraberinde getirdi. Rusya-Ukrayna cephesinin enerji boyutunda son günlerde yaşananlar da aslında bununla ilgilidir.
Trump-Putin mutabakatı, kimin işine yarıyor?
Donald Trump’ın duyurduğu Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmaya göre Rusya, ABD ve küresel piyasalara ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde, daha sonraki süreçte de 500 bin ton ve ardından 1 milyon ton dizel yakıt tedarik edecektir. Bu mutabakat hiç şüphesiz her iki tarafın da işine yarıyor. Trump böylece Kasım ayındaki ön seçimler öncesinde ülkesinde ve dünyada yakıt fiyatlarını düşürmeye çalışırken Moskova da kendisine yıllardır uygulanan yaptırımları gevşetmeye çalışıyor. Rus enerji kaynaklarının önemini ve ABD ile birçok konuda anlaşılabileceğini de göstermeye çalışan Kremlin açısından ayrıca şüphesiz meselenin maddi boyutu da var. Vladimir Putin, bu mutabakatın tüm küresel ekonomiyi de olumlu etkileyeceğini dile getirdi. Yine enerji konusu, Rusya ile ABD arasındaki siyasi ve ekonomik pazarlıkların bir boyutunu da oluşturuyor.
Enerji ateşkesi gerçekten mümkün mü?
Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmanın hayata geçirilmesinde şüphesiz Rusya’daki petrol işletme tesislerine saldırıların sonlandırılmasının, doğal olarak Rusya ile Ukrayna arasında da enerji ateşkesinin sağlanmasının da önemi büyük. Bununla birlikte Donald Trump’ın duyurduğu söz konusu ikinci mutabakatın hayata geçmesi daha zor. Nitekim Kremlin böyle bir anlaşmanın yapıldığını resmî olarak teyit etmediği gibi Ukrayna yetkilileri de “buna karşı olmadıklarını, ancak şartların kendilerine de bildirilmesi gerektiğini” dile getirdiler. Yine daha önce de ABD, taraflar arasında benzer bir anlaşmanın sağladığını duyurmuş, ancak fiiliyatta herhangi bir değişiklik olmamıştı.
Trump’ın böyle bir açıklama yapması ve taraflara bu konuda baskı yapmasının sebebi bir taraftan yukarıda da belirtildiği üzere Rusya’nın dünya piyasalarına tedarik edecek yakıtı daha kolay ve kesintisiz sağlaması ise, ikinci amacı da Rusya ile ABD arasında varılan anlaşmadan rahatsız olan Ukrayna ve AB’nin tepkisini azaltmak ve Ukrayna’nın kışı daha rahat geçirmesni sağlamaktır. Diğer taraftan ateşkesin hayata geçirilmesi şüphesiz Rusya ile Ukrayna’nın sınırlı, ancak önemli bir konuda anlaşabileceğini de gösterecektir. Nitekim ABD de aslında bu adımıyla yalnızca yakıt piyasasını rahatlamayı amaçlamıyor, aynı zamanda diplomatik alanda da bir ilerlemenin sağlanmasını istiyor. Ancak şüphesiz kalıcı barış için topraklar, güvenlik garantileri, yaptırımlar ve yatırımlar gibi konularda anlaşmaya varmak gerekiyor.
Enerji ateşkesinin sağlanıp sağlanamayacağı önümüzdeki günlerde özellikle de Rusya’nın kararına bağlı olarak belli olacak. Diğer taraftan bu ateşkesten bağımsız olarak da Donald Trump, Ukrayna’nın Rusya’nın petrol rafinelerine saldırmasına son vermesini talep ediyor. Yapılan açıklamalara bakıldığında da Washington bu süreçte Kiev yönetimine karşı yeniden eski kartları kullanmaya çalışıyor. Trump uzun bir aradan sonra tekrar Ukrayna’da seçimlerin yapılması gerektiğini dile getirdiği gibi Ukrayna’yı silah yardımını kesmekle ve istihbarat verileri paylaşmayı son vermekle tehdit ediyor.
Son gelişmeler çerçevesinde gündeme gelen konulardan biri de Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılmasıdır. Bilindiği üzere Volodimir Zelenskiy’in görev süresi daha 2024’te sona ermişti. Trump’ın son açıklamaları üzerine Zelenskiy devlet başkanlığı seçimlerini yapmaya razı olduğunu, ancak bunun için Rusya’nın 60 günlük ateşkesi kabul etmesi gerektiğini ileri sürdü. Kremlin ise bir taraftan görüşmelere açık olduklarını dile getirse de Rus uzmanlar, Ukrayna’nın bu süreyi kışı atlatması, yeni yardımlar alarak ordusunu yeniden yapılandırması için kullanacağı düşüncesinde. Enerji alanındaki ateşkes şüphesiz bu konuda da anlaşma ihtimalini az da olsa arttırmaktadır.
Son gelişmelerin Türkiye’ye etkisi
Tüm bu gelişmeler şüphesiz Türkiye tarafından da yakından takip ediliyor. Ankara baştan beri iki taraf arasında arabulucu rolü oynadığı gibi savaşın bir an sona erdirilmesi konusunda günümüzde de büyük çaba sarf ediyor. Rusya ile ABD arasındaki mutabakatın hayata geçmesi, Türkiye’deki fiyatları da olumlu etkileyeceği gibi Rusya ile Ukrayna arasında enerji ateşkesin sağlanması da Türkiye’nin lehine olan bir durumdur. Türk yetkililer son dönemde birçok kez savaşın Karadeniz’de gittikçe yayılma riskini gündeme getirmiş ve her iki tarafla bu konuyu ele almışlardı. Enerji ateşkesi, şüphesiz bu yayılma sürecinin durdurulması açısından da büyük önem arz ediyor.
Diğer taraftan Ankara, bir taraftan Rusya ile 21. yüzyılın başından itibaren Mavi Akım ve Türk Akımı gibi enerji alanında projeler geliştirdiği gibi Türk cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkeleriyle de enerji alanındaki iş birliğini sürdürdü, ülke içerisinde yeni doğalgaz ve petrol rezervleri arama çalışmalarını hızlandırdı. Yine Ankara nükleer enerji konusuna da büyük önem veriyor. Tüm bunlar Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan da genel olarak dünyadaki enerji alanındaki dalgalanmalardan da minimum seviyede etkilenmesini sağlıyor.